İşten çıkıp evin yolunu tutuyorsun ya da bir şeyler bakayım çoluk çocuğa diye niyetleniyorsun ve yüreğindeki tüm insani duygularınla alçakça kurulmuş bir tuzağın içinde yok oluyorsun.
Her bir yana dağılıyor parçaların. Her bir parçanda insan olmuşluğumuz savruluyor havada. Sonrası yine kulağımızı paslanmışlığına bırakan açıklamalar. TV'lerde ani şok haberler ardı sıra, sonra yine Seda, Hülya polemiği.
Altı can gidiyor her bakımdan masum, yüzü geçkin yaralı var. Terör alçak bir düşman zamansız ve amansız yakalıyor, yaralıyor, yakıyor…
Televizyonlarda gelişmeleri takip ediyorum. 32.Gün de olay yatırılacak masaya, ama birbirlerinin titirleriyle, kahkahalar sarıyor ekranı sonra Ankara, bomba deyiverince ciddi laflar başlıyor. Ama hepsi bildik…
Sonra haberler yine Tatlıses'in basın toplantısı ve partiler üstü kabul görüldüğüne inandığı için bağımsız milletvekilliğini açıklamasını izliyorum. Ne hazin tablo(!). Haber yapmaya giden gazetecilere koro halinde "vekilim" diye bağırttırıyor. Ne mutlular koro halindeler "vekilim" diye çınlıyorlar ekranda… Eyvah eyvah, eyvah ki ne eyvah…
Bunca acılar bunca tuzaklar örülürken yollarımıza, bir de trübünlerde, sporun içine yerleşmeye çalışıyor terör… Ve ardından kulağımızda çınlayan bildik laflar.
Sonra siyasetin meydanına kurulmuş, seçim meydanına bakıyorum. Partilerin gençlik kolları stüdyoyu doldurmuş. İki kelime dahi birbirini konuşturmayan gençler(!)… Birbirlerine daha yolun başında tahammül edemeyen gençler, yarınların yöneticiliğine, milletvekilliğine adaylar. Daha şimdiden eyvah eyvah…
Alışılagelmiş büyüklerinin yoluna girmişler daha henüz başındayken… Ve Ali Kırca, tartıştıkça gençler, kavganın bir adım kalasına kadar, ne mutlu ne kahkahalı bir tiyatro seyircisi gibi… İki kelamın beli bükülemeden sabah 04'e doğru bir ilkokul mezunu delikanlı koyuyor noktayı… "Kaç saattir konuşmaya çalışıyorsunuz. Ama hepsi boş! İşsizim ben, var mı somut söyleyecekleriniz geleceğe dair, yok. Hepinizi kınıyorum" diyor ve terk ediyor stüdyoyu…
Yaşamı terk etmek üzereyiz. Halimizden anlayacak, insana değer verecek, iş'le, aş'la, onurlu bir yaşamla bizleri mutlandıracak, insan olduğumuzu bilecek, bize lafla değil, kişiliğimize ayrım göstermeksizin saygı gösterecek yok mudur aranızda.
Masalı bırakalım artık. Terör alçak bir düşman her yanımızda… Yine kanlı ellerle yazılan filmler başlıyor. Zaman birlik zamanı… Düşmana inat dimdik ayakta durabilme zamanı…
Elbette bu oyunlar, bu alçakça saldırılar bitmeyecek. Kendilerini dünyanın yargıcı sananlar kan kusmaya devam ediyor, edecekler… Ama bizler birleştikçe, kenetlendikçe, kazdıkları bu kan kuyuları onları çekecektir elbet içine.
Ve bizler birbirine kenetlenmiş, Cumhuriyet'in bize kazandırdıklarıyla, insan olmanın o vazgeçilmez çoşkusuyla, kardeşçe, sevgiyle yaşayacağız…
Arslan Güven/Haber Atölyesi