|
Dün gece işlerimi toparladıktan sonra, eve erken gittim… Ama içimde "belirli-belirsiz bir sıkıntı" var… Anlamakta zorluk çektiğim… Her seyahat öncesinde olduğu gibi… Eve gittikten sonra, Cep telefonumu pek açık tutmayı sevmem… Bırakmamda… Ama, iyi ki dün gece açık bırakmışım… Gece yarısı, çalan telefonun ucunda O var, yani herkesin sevdiği bağrına bastığı Bodrum Fatihi! "Abi, nerdesin, bir programın var mı?" dedi her zamanki delice haber koşturmacası içinde… "Hayır" dedim… Bakırköy'de, Yağmur Türküevinde olduğunu söyledi, selamlarıyla birlikte… Günde onlarca kez konuştuğumuz Bodrum Fatihi kardeşimle son konuşmamızdı… Aynı günün sabahında, Aracına "Bodrum Fatihi" yazdırarak Bodrumcupa hazırlandığını söyledi… Bu nasıl enerjiydi… Bu nasıl haber aşkıydı, kendisini tanıdığım günden itibaren hep şaşırdım kaldım Fatih'e… Flash TV'de magazin müdürlüğü yaptığım dönemde tanıdım Fatih'i… Keşke, daha önce tanısaymışım! Adını "Bodrum Fatihi" koyduğumuz günden bu yana, İstanbul'u da fethetti… Tanımadığı, yardımına karşılıksız ve hiçbir beklenti olmadan koşturdu durdu… Medyaya giden onlarca mailin içinde günde en az onun 10'dan fazla haberine rastlarsınız… İnterneti, elindeki kamerasıyla TV'leri, magazinleri besledi durdu haberleriyle… Birlikte çalıştığımız magazinci.com dergisinin Haber Koordinatörü almayı kabul etmiş, ama asla masaya çakılı kalmayı kabul etmemişti… Haberden önce haber yerine gittiği olurdu Bodrum Fatihi'nin… Her şeyini paylaşmayı, yüreği gibi bir yaşam tarzı seçmişti… Sevecen ama asla yılmayan… 18 Ekim'i, 19 Ekim'e bağlayan gece yaptığımız o bir dakikalık konuşmanın, "son konuşmamız" olacağını bilseydim eğer… Telefonu sabaha kadar açık bırakırdım Fatih'le konuşmak için… Yaptıkları belki kafasındakilerin 10'da biriydi… Antalya'ya uçaktan yere ayağımı bastığımda, acı haberi yine onu çok seven Deniz Altuntaş verdi: "Abi, inanamıyorum, Bodrum Fatihi'ni kaybettik"… Anılmazı çok güçtü… "Keşke yalan çıksa" bu haber yüksek sekle… Ne yapacağımı, ne diyeceğimi bilemedim açıkçası… Herkes "Haberin merkezini", "Bodrum sevdalısını" kaybetmenin üzüntüsü içindeydi… Ben de, sağ yanımı, kardeşimi kaybetmiş gibiydim… Telefonlarım susmak bilmedi! Ağlayanların da ardı arkası kesilmedi şu dakikalarda… O, adını aldığı "Bodrum"a, çok şey verdi… Sevdasını yaşadı mı Bodrum'da bilmiyorum ama, günün her saat'inde Bodrum'u düşündü, Bodrum'a yaşadı… Kış uykusunda Bodrum'a duyarsız kalan medya'ya bile haber taşımaya devam etti… Yıkılan her iskelenin, yakalanan her mültecinin, derinliklere salınan her kulacın, isyan eden esnafın, kanatlarını rüzgar doldurmaya çalışan her yelkenli'de ve her haberde "Bodrum Fatihi"nin imzası vardı… Bugün, Fatih'i, Bodrum Fatihi"ni kaybettik! Bodrumcup'da birlikte yarışacaktık, yelken ve yat yarışında. "Bodrum'u yaşamak sana düşer, kaptan sensin, sen ekibi yönet" dedim Fatih'e… Yarışa birkaç gün kala, yelkenlere erken doldurdu rüzgarı… Bodrumcup yarışçılarını birkaç gün önceden beklemeye başladı… Yapacak o kadar çok işi vardı ki! Hızına yetişmek hiç mümkün değildi, ölümü peşinden sürüklerken bile.. Mavinin derinliklerinden, bize el salmaya devam ediyorsun… Biliyorum… Bodrumcup'taki dostlarınla sana el sallayacağız, çiçekler atacağız "yarışın erken birincisi" olarak sana… Sevgilerimizi ve gözyaşı içinde alkışlarımızı sunacağız… Anlıyor musun! Bekliyor musun! Burada yaptıkların yetmezmiş sanki, aceleci davrandın… O'dünyanın Fatihi'i de olursun ya, artık biliyorum! Sana da bu yakışırdı Genç adam…
|