ana sayfa   .   hakkında   .   reklam   .   künye
04 Aralık,
Salı 2007

 .magazin
 .müzik
 .onair
 .röportaj
 .mekan
 .medya kazanı
 .ajanda
 .medya arkası
 .haftanın güzeli
 .astro-burç
 .magazinci tv
 
 
beyhanerel@magazinci.com
DENİZ KOKULU KADIN...
04 Aralık 2007 Salı | 15:10
Deniz kokulu kadın,
sabırla düşündü ne yapacağını
başını bile kaldırmadan saatlerce baktı bilgisayarın monitörüne
sigarasının külü her defasında koluna döküldü aldırmadı…
MAGAZİNCİ.COM’UN USTA KALEMİ BEYHAN EREL YAZDI... MUTLAKA OKUYUN
 

Bu kadar derin neye daldığını bulmaya çalıştı

belki de adını unuttuğu bir şiiri bulmaya çalışıyordu

telefonun sesiyle irkildi

o kadar ağır hareket ediyordu ki

daha telefona uzanamadan sustu telefonun sesi

gözünde meraklanmanın en küçük izi bile yoktu.

Siyah kazağının yumuşacık tüylerinde gezindi yüzü

belli belirsiz gülümsedi.

Unutulduğu yer gibi geldi oturduğu koltuk

odanın ışıkları yanmıyordu ve deniz kokuyordu ortalık

usulca gülümsedi... sigara kokusu bu dedi. Deniz değil...

inanılmaz bir kurguydu sanki hayatı,

kimin kurguladığı hakkında en ufak bir bilgisi bile yoktu.

çocukluğu geldi gözlerinin önüne,

daha o zaman böyle bir hayat süreceği kurgulanmış mıydı sahi?

Anlamaya çalıştı olan biteni.

O kadar çok soru geldi ki aklına birden

mesela kapı zillerinde neden erkek adları yazardı hep

ve neden balkondan gözlenen kendi erkekleri olurdu

ütüyü yapanda, bulaşığı, çamaşırı yıkayan da oydu

yemeği pişiren, çocukların ödevlerini yapan da o... 

Oysa,

baba, oğul, koca

fark etmezlerdi bile mis gibi kokan çarşafların temizliğini

havluların ne kadar yumuşak, ortalığın ne denli düzenli olduğunu...

hayatı derli toplu yapan biri vardı nasılsa.

İster görevli deyin ister gönüllü…

Yerinden doğruldu yavaşça,

kısa beyaz montunu giydi

şimdi yolcu yolunda gerek dedi

kapıdan çıkıp yokuşu tırmanmaya başladı küçük, kararsız adımlarla

Nereye, onu da bilmiyordu.

 

Lodosun yıkıcı hızıyla inmişti karanlık, dar sokaklara...

Servilerin ürkütücü sessizliğini bozarak yaramaz bir çocuk gibi

saklanacaktı beyaz taşların arkasına

Ölecek kadar korktuğu ama göz ucuyla da bakmadan geçemediği

o yüksek, kalın duvarlı mezarlıklarda

şimdi ürkmeden dolaşıyordu.

İnanılır gibi değildi!

İnsan böylesine korktuğu yerde huzur duyabilir miydi?

"Belki de geride yaşanacak çok şey kalmadığında, ölüm o kadar da ürkütücü değildir!" diye düşündü. Kendini bir asır uyumuş gibi yorgun hissetti, uyanmak, uyandığında da hiçbir şeye yabancı kalmak istemiyordu.


Yazdır   |   Arkadaşına gönder

Google
 
Web magazinci.com
lôrien Network | elektronik yayıncılık sistemleri
  .ana sayfa  .hakkında  .reklam  .künye
  .kullanım şartları  .gizlilik prensipleri
  .iletişim
lôrien Network | elektronik yayıncılık sistemleri