Size bu satırları, aklımın "C" salonunda hayatımın filmini şaşkınlık içinde izlerken yazıyorum ey okuyucu!.
- Herhangi bir gün gibi değildi dün sabah. Anlamıştım. Herşeyin çabucak ve acısız bitişiydi sanki tüm olanlar. Yaşadığım o büyük aşk, beni uykuda yakalamış, aniden ve büyük bir patlamayla üzerime yıkılmıştı. Gözlerim yanıyor, kalbimden kan sızıyordu...Anlamıştım. Aşkımın kalesi yıkılmıştı ve ben enkazın altında kan kaybediyordum.
Şimdi; Sanki bu felakette kendimi, sevgilimi ve sevgimi kaybetmemiş, onca şey olmamış da, hiç canım yanmamış, ölümle oynadığım çift kaleyi attığım son dakika golüyle kazanmış gibiyim.
Hala hatırlıyorum. Şu an gibi... Terk’ in külleri hala sıcak. Fazla uzağa gitmiş olamaz biliyorum. Ortalık durulana kadar sırra kadem basmıştır. Bense herşeyimi bir anda yutan bu felaketin failini arayamayacak kadar bitkinim. Kendimi, aşktan süresiz izine ayırdım. Ameliyattan çıkmış bir hasta gibiyim. Eksik ve sağlıklı...
Kimileri için sevmenin, hayatını gözünü kırpmadan feda edebilmek, kimileri içinse uğrunda harcanan hayatın ardından sadece "seviyorum" demek olması acıttı en çok canımı... Bununla baş edemedim. Tası tarağı topladım. Kedim irma ile, aşkımın zehirli kollarından uzaklaşıp, kırlara kaçıyorum. Aşkların ölümcül yaralanmalara neden olmadığı, kimsenin beni bulamayacağı bir kara parçasına!.
Bir dilek tuttum. Hava kapalı. Gökte bir yıldız aradım, ikimizi gördüm. Aramızı sisli bir ayrılık kaplamıştı. O an karar verdim; Kalırsam, bu şehrin seninle yaşadığım, anlamlandırdığım her köşesi kabus olup çökecek geceleri üzerime. Gidersem, azıcık hayır kaldıysa hakkımda, o olacak ve belkide yeniden dirilecek içimden söküp alınan masum sevgi.
Dün gece, aşkımın en kalabalık yerinde saat 00:01 sularında yapılan bombalı saldırıyı, tarafım ağır ve kanlı bir bilançoyla ödemiştir. yaşanan bu "insanlık dışı" olayın faili gün gibi ortada olsada, tüm delillere rağmen henüz üstlenmemiştir. Asla da üstlenmeyecektir.
Yorgunum. Gri hücrelerimde hatırı sayılır bir azalma söz konusu. Doktorum bunun, yaşadığım travmadan ileri geldiğini söyledi. Kalbimdeki kangrenli kısmı alarak beni tekrar hayata döndürdüğünü düşünse de, ben biraz daha onu severek yaşamak için hayatımı gözden çıkarmıştım çoktan.
Tüm gemilerimi yaktım. Savaş baltalarımı gömdüm. İçimin derinliklerinde eski bir çınarın altına oturup, arka bahçemde turp yetiştirmenin on altın kuralını düşüneceğim artık. Kendimden selam yollayacağım içimdeki asık suratlı yalnızlığa. Yaralarım iyileşecek, kalbim kabuk bağlayacak. O büyük aşkımdan geriye kalan parçaları camdan bir kutuya kaldırıp, kaybettiğim insanlığım ve sevgimin anısına her yeni gün lanetleyeceğim. O zamana kadar tedavim sürücek.
Elveda Özgürlüğüm! Kalbimin ortasında kana bulanmış taştan bir anıtsın artık. Tüm kapıları sonsuza kadar kilitledim. İçindeki nefretin bensiz alacağın her nefeste vicdana dönüşmesini, katili olduğun aşkımın içinde her dakika daha da büyüyen pişmanlığa dönmesini dilerim.
Ben bittim. Şimdi sıra sende.