ZAMANSIZ, DİREKSİYON HAKİMİYETİNİ KAYBETME TELAŞINDAYIM…
Şeytan aldı götürdü satamadan getirdi tekerlemesinin –satamadan getirdi- kısmında, getirdiği için şaşkın, geldiği an itibarıyla zamansız, direksiyon hakimiyetini kaybetme telaşındayım…
Zira araba kullanmaktan vazgeçmiş tamda motor sporlarına yönelmişken şoför mahallinde tam tepemde duran tavan fazla gelmekte. Saçlarım rüzgarda dans etmeyi sevdi. İstediğimde hız yapıyor istediğimde daracık yollarda manevralarla coşabiliyorum…dum.
Şeytan aldı götürdü kısmı pek sancılıydı, fazla meşakkatli. Yürümekten vazgeçtiğim sokaklar ve köşe başındaki çiçekçiyle barışmak vakit aldı. Barışmak fiili gerçekleştiğinde önce özlemekten vazgeçtim, sonra istemekten. Vermediğinde çok istediğini, bir bildiği vardır deyip yola devam etmek gerek gerçeği hakimiyet kurduğunda çok değer bilmedim, es geçtim, inkar ezberledim.
Yağan yağmurun bile kontrolümde olduğunu sandığım bir iklimde gökkuşağının tüm renklerini sevdim. Oysa ben herkesi sevmem, her rengi de ve her şeyi. Her şeyi seven insanlar tehlikedir benim için. Yarattığım iklimde tehlikeliydim. Sırf bu yüzden yanar diye yanaşmasını istemedim kimsenin.
İklimler değişiyor, tarih, saat, yol, düşünce, insan, fikir…
Araçlara kapalı bir otoyolda eteklerini savurup salınana otobüs çarparsa, salınan üstüne gazete kağıdı örtülmeden doğrulmak istiyor.
Şeytanın alıp götürdüğü ile otobüs şoförü aynı anda kurtarmak için hamle yaptığında salınanın hafızayı kaybedesi geliyor.
Şeytan bu! Satamadığını zamansız getiriyor.
Şeytan bu! Hafif yaralı doğrulduğunda salınan yeni bir yola sapsın diye gökyüzünü sevdiği renklerle boyuyor.
Vazgeçmek, istemek, özlemekle selamlaşıp, sana çarpan otobüse biniyor şeytana kinayeli, satamadan getirdiğine gözü yaşlı, şoförüne umutla bakıp, artık su yolunu buldu huzuruyla devam ediyorsun.
Hikayen ne olursa olsun devam ediyorsun, değişmiyor.