TANRININ MUCİZESİYİM…
Yılın ilk karı camımı ve canımı selamladığında kötü geçirilmiş bir gecenin sabahıydım. Apartmanların arasından yüzüme parlayan denize bakışlarımın boşluğundan, ürkerdi kim görse…
Yıllar öncesi geldi aklıma. Erzurum da kaymaya çalışırken tüm acemiliğimle durup önümdeki yamaçtan aşağıya bakıyordum…Kar yağıyordu. Kar çok güzel yağıyordu! Şaşkınlıktan dehşete kapılmış gözlerim haklıydı eldivenime takıldığında. Sadece kitaplarda görmüştüm kar tanelerinin gerçek şeklini ve işte ilk kez resimlerdeki gibiydi kar taneleri, yıldız şeklinde ve kusursuz. Tanrım dedim, senin ne çok mucizen var daha görmediğim kim bilir…..
Cama yapıştırdığım canımın uyanışı, uluslar arası bir uçuşta başka bir coğrafyayı keşfimdeki mutluluk gibi oturdu yüreğime, kendimi hatırladım. Tanrının mucizelerinden biri olduğumu hatırladım, tek olduğumu…
Parmak izimden bir tane var, tenimin rengi ve kokusunun ikizi yok. İkizi yok ruhumun…
Özlemeye dair tüm duygularımı var ettiğim gibi yok edebilir, sevdiğim gibi vazgeçebilir, boşluklarımı kendimle doldurabilirim. İhtiyacım tek!
Büyüttüğüm ne varsa küçültmenin vaktidir.
Çölde yolcuk yapmanın tek koşulu az yük taşımaktır diyor bir kitapta.
Buda değilmiş selamı verip, boğaz köprüsünün rengarenk ışıklarının altına gömüyorum yükümü.
Bal rengi tadında hayallerimi seviyor ama kendimi daha çok önemsiyorum. Bağımlılık, alışkanlık yakışmıyor suratıma. Şarkılar yine eskisi gibi keyifli, yanaklarım al al, bedenim daha ince, saçlarım uçuşuyor rüzgarla.
Kendini unutanlara, elindeki fırsatları kaçıranlara sıralayabileceğim hiçbir şey yok çünkü bu öyle maddelerle anlatılarak gerçekleşen bir durum değil.
Hayat koçum, doktorum, dostum, içimi ve içimden geçen trenleri en iyi bilen sevgili bilgem Erdoğan Aydoğan hocamı tavsiye edebilirim ancak kendini özleyenlere.
Kendini özlemekte ne demek diyene – daha yolun uzun ama kestirme yol kavşağını kaçırma – hatırlatmamdır! Kaçırılan yola girilmiyor, bir diğer kestirme için ise yol uzun.
Kendiyle sohbet eylemine hazırlıkta olanlaraysa derhal bir Salih Saka – İstanbul Lounge albümü öneririm. Özellikle parça 8.
Kendimle randevum var gitmeliyim, ben Tanrının bir mucizesiyim…