Tanrının mucizesidir rahme düşmek ve nefes vermesi bedene…bu mucizenin ne kadar farkında olursanız o kadar çok seviyorsunuz hayatı.
– o yapmaz – yakıştırmalarından vazgeçtiğim günlerime yeni adım atmışlığımın kaygısızlığıyla saat tam 00.00 da kadehleri tokuşturduk annemle. Hayatta dimdik durmak ne kadar zorsa o kadar da kolay aslında. Canım her sıkıldığında mesela, yaşamıma hediye edilmiş şanslarımı düşünüyorum. Annemi, babamı, kardeşimi, teyzelerimi, kuzenlerimi, yiğenimi J
Böyle bir aileyle zaten 1-0 önde başlamışım öyle ya. 3-5 dostum da var, sevdiğim arkadaşlarım. Galiba geçen yıl bu zamanlarda böyle bir yazı yazmıştım neyse işte….
Geçen gecem uzun geçti çoook uzun, sabaha vardığımda giydim eşofmanlarımı vurdum sahile. Şarkılar söyleye söyleye yürüdüm sokaklarda, balık tutanlarla selamlaştım, salıncakta sallandım. Pek iyi geldi. Düşmanlarımla selamlaşacak kıvamı yakalamış bulunmaktayım ki çok zordur tutturmak. Herkesin bir sebebi olduğundan yola çıkarak bana kötülük yapan yada buna meyletmişlerin borcunu sildim. Evet, ben polyannayım çoğu zaman, iyi yürekliyim ve bazen nur yağdı sanıyorum tepemden. Bunları kendine yakıştırır mı insan? Elbette! Önce ben bilebilirim ne olduğumu. Hatalarım yok mu? Olllma mı! J onlar oldu da bildim kendimi.
Şimdi, kendimi biraz daha bildiğim yeni yaşımda dedim ki sallanırken salıncakta; aşık olsam baş ederdim de sevince zor oluyor sevgilim! Çok sevince, tek sevince, gerçek sevince, ergen sevince hani yutkunamadığında ve her ne olursa olsun –o iyi olsun- edebiyatında salınıyor ya insan, her şey en zorundan oluyor! Senden kazandığım millerle yolculuk edilmiyor başka ülkelere. Timecode um alınmış, bilmem kaçıncı sahnenin, bilmem ki kaçıncı cümlesiyim.
Karşılık beklemeden sevmeyi bildiğim sanısıyla geçirdiğim onca zaman sonra, barışmış ve boyut değiştirmişken, aramazken bulduğum elmas gibisin. Kıratını bilmeden ve evet umursamadan, avuçlarımda sıkmadan sevmek istiyorum seni. Sahte yada başarılı bir imitasyon olma ihtimalin söz konusu olsa bile ilgi alanıma girmiyor bu mevzu. Böbürlenmeyi alışkanlık haline getirmiş, kontrollü, dik, aşılası güç renklerim vardı. Hala var onlar ama araya kendi rengini kattın. Özlemediğim, istemediğim, ihtiyaç hissetmediğim bir rengi renklerimin arasına katış şeklin öylesine içten ve gerçek göründü ki gözüme, rengini reddetmek hayatı reddetmek olurdu.
Arabama kendi yakıştırdıkları plakaları takmak isteyenlerle (sen yokken yanımda, hani omzuna yaslanıp hayıflanamadığım zamanlarda)…..baş ettim sevgilim. Hatırlayalım; ben bir uzaylıyımJ
Büyüdüm, büyüyorum, büyüyorsun, büyüyoruz ve iyi ki seni seviyorum, iyi ki! Seni!
3-2-1 kayııtttt; kokoş kayıtta, mutlu yıllar ona.