ana sayfa   .   hakkında   .   reklam   .   künye
13 Aralık,
Cumartesi 2008

 .magazin
 .müzik
 .onair
 .röportaj
 .mekan
 .medya kazanı
 .ajanda
 .medya arkası
 .haftanın güzeli
 .astro-burç
 .magazinci tv
 
magazinci.com dergisi
magazinci.com Avrupa dergisine abone olmak istiyorum!
 
baris@magazinci.com
AROG
12 Aralık 2008 Cuma | 11:03
5 Aralık’ta vizyona girdiği günün akşamı Migros Afm Beylikdüzü sinemasının 3. Salonunda izledim Arog’u, Berrin’le beraber. Yine aynı sinemada son 007 filminde 35 dakikaya yakın reklam seyrettiğimiz için bu filmde de aynı reklam performansını beklerken biz 15 dakika bile geçmemişken film başladı.
 

Arog sanırım ilk 3 gün izleyici sayısından öte ilk 3 gün tüketilen patlamış mısır miktarıyla da bir rekor kırmıştır. Herkeste büyük boy patlamış mısır vardı. Ve o patlamış mısırlardan bazıları ikinci yarıya bile sarktı. Benim yanımdaki iki gençte de birer mega boy mısır mevcuttu. Araya girmeye yakın biten paketin katlanmasından çıkan sinir bozucu seslerle sinir katsayımızda tavan yapmıştı. Ama bitmişti işte. İkinci yarıda da mısır yiyecek değildi ya bunlar! Bari ikinci yarıdan birşeyler anlarız dedik. Yok hayır, bu seferde diet pepsilerle girdi bu iki genç içeri. Sessiz bir gıda dedik, sineye çektik. İkinci yarının 20. Dakikasından sonra bu sefer bu delikanlıların kutu pepsinin açma halkalarıyla oynama seslerini dinledim bir müddet. Lakin bu kez iş iyice çığrından çıkmıştı. Tamam mısır yeme özgürlüğü sinemaya özgü birşey, ama buna bir dur denmeliydi. Genci uyardım, kutuyu yuvasından aldı ve daha sonra kucağında oynamaya başladı. Ya sabır dedim, ben sana oynayacak başka birşey vereyim onunla oyna diyesim geldi içimden! Ama baktım filmde küfür yok bende niye olsun dedim ve vazgeçtim bu içimden gelen düşünceden. 
 
Ota boka gülen çocuk yaşta kardeşlerimizi anlamaya çalışırken film boyu, beraber geldikleri annelerinin de aynı ota ve aynı boka güldüğünü anlamamız filmin ikinci yarısının sonlarına ve dolayısıyla filmdeki futbol müsabakasının da sonlarına denk gelmişti.
 

Berrin film boyunca kasım kasım kasılıyordu. Oysa Cem Yılmaz bunu daha önceden düşünmemiş miydi? Millet kasım kasım kasılmasın filmimde diye değil miydi gösterim tarihinin aralık başına sarkması. Filmden sonra ilk sözüydü: "Olmamış!". Genelde seyrettiğimiz Türk filmlerinin sonrasında duyardım ondan bu sözü. Ve sonrasında beğenince ben, bir de kızardı bana. Yine kızdı. Ben "Yani!" dedim. Beklentilerimiz çoktu. Hatta ben filme gideceğimiz günü ofiste resmi web sitesinden wallpaperlarını indirerek geçirmiştim. Gerçi bu satırları yazarken de aynı wallpaper ekranımda. "Bu maçı alacağız, başka yolu yok!" 
 
Filmi izlediğim andan beri neredeyse 10 yıldan beri çaylağı olduğum ekşisözlük'ten yorumları da takip ediyorum. Neredeyse kan çıkacak orada da. Sakin olun. Film bu neticesinde. Gülmedim deyip sadece bu yönüyle eleştirenleri de anlamıyorum. Hiç mi gülmedin? Yoo hayır, yengeç dansı sahnesinde, taksi sahnesinde ve Rıdvan'ın çıktığı sahnede bi de şimdi hatırlayamadığım birkaç sahnede daha güldüm. Eeee! Ne istiyordun? Tamamında mı gülmek? O zaman bir stand-up dvd'si temin edip oradan çıkar hıncını! Film nasıldı peki? Güzel miydi? Evet güzeldi ama çok gülmedim. Gülerler adama valla. Diğer tüm Cem Yılmaz eserleri gibi bu da evime orijinal dvd'siyle girmeyi hakediyor. Zaten evimde tüm eserleri orijinal olan tek sanatçı Cem Yılmaz. Türküz biz türklüğümüz tuttu yine. Herşeyin bokunu çıkartmakta üstümüze yok. Filmde yer alan tek küfür öbeğini yazarak Arog konusunu bitirmek istiyorum. Bağırmayan taraftar (beğenmeyen izleyici) .iktirsin gitsin! 
 
Bayramın 2. Günü Serhat, İrem ve manevi kızları Vildan'ın da katılımıyla Salvador Dali sergisine gittik Berrin'le. Eee bende onu beğenmedim. Ne olacak şimdi. 10 lira da buna verdik. O zaman kesin kötüdür bu Dali denilen adam. En iyi tablolarını getirmemişler sözü yankılanıyordu sergi salonunda herkesin ağzından çıkarak. Bu mudur eleştiri hakkı. 
 
Bayramın 3. Günü bu sefer Büyükada'ya gittik öğretmenim canım benim önderliğinde. Hava güneşli olmasına rağmen, faytonda geçirdiğimiz 45 dakika çok soğuktu. Eee ben onu da beğenmedim bu nedenle. O zaman kesin kötüdür bu fayton turu. Waffle'na kurban olduğum ada turumuz çok kısa sürdü. Ve Adanalı'da bitti tatil günlerimiz. Sonrasında gittiğimiz Büyükçekmece sahilinin soğuk ve kasvetli halini anlatamıyorum bile.  
 
Arog ile başlayan bayram tatilimiz, Zonguldak'tan gelen Zongul kardeşlerimizin katılımıyla ayyuka çıkarak Cuma günü son buldu. Yeni bir yazıda görüşmek üzere.  
 


Yazdır   |   Arkadaşına gönder

Google
 
Web magazinci.com
lôrien Network | elektronik yayıncılık sistemleri
  .ana sayfa  .hakkında  .reklam  .künye
  .kullanım şartları  .gizlilik prensipleri
  .iletişim
lôrien Network | elektronik yayıncılık sistemleri