BİLİYORUM… GÜLÜMSÜYORUM…
Aylar sonra yazabiliyor olmanın keyfindeyim. Endişelenmiştim açıkçası. Kafamda kdv ve stopajlar uçuşurken ve bir de beklerken yazamadım hiç. Dert yandım editörüme, dedim ki; sanırım gitti ve uzunca gelmeyecek!
Bir iki kadeh sonrası aklımdan geçenleri ise hiç dökmek istemiyorum kağıda. Ruhlarını üç kuruşa satanlarla kaybedecek vaktim yok…ve beklemek…sancım ağır, akmıyor. Dedi ki; bunları yazJ
Çok şey birikmiş içimde meğer. Yazabiliyorum çünkü içimden sıcak bir mutluluk akıyor. Hissediyor olmak güzel, boş geçtiğine inandığım onca zaman ve geceyi tükettim. Yeni bir zaman dilimi, son bir dalga daha gelecek ve o kadarJ
Geçen yıl bu zamanlar New York sokaklarında özlemenin ama kavuşacak olduğumu bilmenin rahatlığıyla şarkılar söylüyordum…zaman farklı ama yine aynı duygu. 2 ay önce yaptığım Paris seyahatimde yoktu bu his. Vakit öldürüyordum. Hoş o şehirde başka şey yapılmaz zaten. Siz hiç uçak kaçırdınız mı? Uçağın kalktığını öğrendiğin ilk saniye sevgilinden ayrılmış ve ona hiç kavuşamayacakmış gibi hissediyorsun. Abartılı bir tasvir mi? Ben öyle hissettim o an. Neden dedim kendime, bu uçak neden beni almadan gitti ve ben neden beni almadan gitmesine sebebiyet verdim! Yeni bir sefere alınan bilet, ceza, tekrar kaçırırım korkusu şu an çok tanıdık. Bu kez kaçırmamalıyım….
Paris'e vardığıma göre bir sonraki uçakla her yere varabilirim. Bu kez yapabilirim. Çünkü kaçırmanın sıkıcılığını biliyorum, bir sonraki seferi beklemenin sancısını…
Paris i sorarsanız yada ben anlatmak isteyecek olursam kısaca; benim şehrim değil. Daha önceki gidişimde soru işaretlerim vardı fakat bu gidişimde en yalancı romantik şehrin burası olduğuna karar verdim. Tanıdığım çoğu sahte insan gibi…parıltılı, kışkırtıcı, büyük, kalabalık, renkli ama içi boş. Paris gibi çok insan tanıdığımdan belki deJ O insanlarda öyledirler yaJ Çok şey bilirler, kültürlüdürler, çok insan tanırlar, sıcak kanlıdırlar, okurlar, yazarlar…zayıftırlar. Zayıf insanlar zararlıdırlar.
Arada sevdiğim ama göremediğim, konuşamadığım insanlar soruyor hatırımı. Hep aynı cevabın temsilcisiyim; iyiyim, süperim, çokk. Kimseleri gördüğüm yok, kapımı çalana kahve ikramım ve güler yüzüm sınırsızJ ama ben kimsenin hatırıyla ilgilenmiyorum şu sıralar. İyi böyle. Cep telefonu numarasını değiştirme vakti yaklaştı. Yeni bir soluk için can atıyorum. Heyecanlıyım. Karnım ağrıyor.
İnancımın, düşlerimin retinam üzerine görüntü olarak düşmesine az kaldı, hissediyorum. Sonuç itibarı ile karmakarışık bu yazımın özeti şudur ki inandığınız ve ne istediğinizi bildiğiniz sürece hayat es geçmiyor. Birçok şey yapıyor oluyorsunuz beklerken, temize çekiyorsunuz, yüklerinizden kurtuluyor ve netleşiyorsunuz.
Son kez seviyor olduğunu bilmek çok iyi geliyor…
Bunu bilebilir misiniz? Evet!
İlk anda ürkütücü ve anlaşılmaz hatta inanılmaz olduğunu söylemeliyim ama bu bir his işte. Filmlerdeki gibi, masalsı, fantezik…yani şöyle ki yazdığınız birkaç satır sonrası, temize çekerken, gelen bir işaret tüm soruları cevaplıyor.
İşaretleri görebilirseniz, vazgeçmediğiniz için tebessümleriniz büyük oluyor.
Acele etmiyor, zamana izin veriyorsunuz biraz daha…
Akıldaysanız hep…hissediyorsunuz.
Sabretmek zor ve beklemekte…
Ama bilmek var ya bilmek!!!
Gözlerimi kocaman açıp biliyorum demek!
Daha ilk gününden biliyorum sonum olduğunu… diyebilmek
Önüme konan kağıtlara, beylik laflara, her kalıba soğuğum
Birinin cebine koydum kendimi
Cebini karıştırıp beni bulacağı günü biliyorum
Zavallılığımdan değil…
Biliyor olduğumdan avuçlarımı ısıtacak ellerin onunkiler olduğunu
Bir piyanoya ağlayarak gömdüğüm başım
İlk kez anlatılmış masalı duyan kulaklarımın sahibi
Yine yağmurlar yağacak ve belki de kar…
İnanıyorum
Ayak seslerini duyuyorum
Kafamı dağıtacak bir sürü şey buluyorum
Hislerime güveniyorum
Susuyorum
Bıraktığımız yerden aromalı kahvenin kokusunu içime çekiyorum
J
gülümsüyorum…