BENCE SEN DE ŞİMDİ HERKES GİBİSİN!
Gözlerim gözünde aşkı seçmiyor
Onlardan kalbime sevda geçmiyor
Ben yordum ruhumu biraz da sen yor
Çünkü bence şimdi herkes gibisin
Yolunu beklerken daha dün gece
Kaçıyorum bugün senden gizlice
Kalbime baktım da işte iyice
Anladım ki sen de herkes gibisin
Büsbütün unuttum seni eminim
Maziye karıştı şimdi yeminim
Kalbimde senin için yok bile kinim
Bence sen de şimdi herkes gibisin
1918
HERKES GİBİ
Gönlümle baş başa düşündüm demin;
Artık bir sihirsiz nefes gibisin.
Şimdi tâ içinde bomboş kalbimin
Akisleri sönen bir ses gibisin.
Mâziye karışıp sevda yeminim,
Bir anda unuttum seni, eminim
Kalbimde kalbine yok bile kinim
Bence artık sen de herkes gibisin.
Temmuz 1920/NAZIM HİKMET RAN
Yıllar önce Münih te bir Türk gazinosunda Müslüm Gürses in sahneye çıkışını beklerken, kara kuru, çelimsiz bir genç belirdi elinde mikrofonla. "eyvah" dedim, şimdi baba sahneye çıkana kadar bu çocuk kulaklarımızı ağlatacak. Şarkı başladı, orkestra harika…."bu şehirde yaşanmaz", kaderime razı olmuş masada sohbete dalıp duymamaya çalışırken birden dondum! Bu ses!!! Nasıl ya!!! Kamera şakası mı bu!!! Az önceki kara kuru, çelimsiz çocuğun yerinde bir dev duruyor… Sahnede bir star var! Duruşu, hareketleri, yorumu, sesi yakıyor. Kilitleniyorum. Gözümü bile kırpmadan izliyor, tutmaya çalışıyorum kendimi. Tanrının yarattığı bu şaheser dünyanın harikaları arasında sayılmalı, abartmıyorum! İniyor sahneden, masamıza çağırtıyorum; adı Salih. Bulgar Salih. Utangaç, ufacık, mahçup, sıkılgan. Ailesini anlatıyor, yoksulluklarını, umutlarını…
İçimden bu çocuk star olmalı diyorum ama zor. Bu yürekle yerler onu, yeteneğine lanet eder. O gece ve takip eden birkaç yıl Salih'i arayıp sürekli bu şarkıyı söyletiyorum "senin hasretin varken bu şehirde yaşanmaz, böyle devam ederse sensiz hayat olamaz….yaşamak değil yaşamak"
Kaybediyorum sonra izini, aynen düşündüğüm gibi oluyor. Yapamıyor kurdun kuşun arasında, Bulgaristan'a dönüyor, evlenip çoluk çocuğa karışıyor. Mutlu mu bilmiyorum!
Hangi taşın altından ne çıkacağı belli olmuyor….
Taş zannediyorsun elinde ufalanıp kalıyor, kaya diyorsun dibinde çiçek bitiyor.
Dost, sevgili, arkadaş kim, kim göründüğü gibi, kim gerçek, kim yetenekli, kim ne, neci?
Gülümsemeyi seviyorsan, düşünmüyorsun…
Böyle zamanlarda yazmak bana iyi geliyorJ
İçimde o kadar kırık şey var ki
Sende onlardan birisin
Dağılan parçalarını toplamaya çalışıyorum
Seni kendimde affetmeye çalışıyorum
Şu yapışkan bi tutsa
Öyle dikilsen karşıma
Hatırlar mısın bi kahvecide buluşmuştuk
Bana yürümüştün
Sana yürümüştüm
Sen ne kadar güzelsin demiştin….
İyi şeyleri anımsarsak geçer mi?
Bir masal daha anlatsan biter mi?
Sus sen cevap verme
Ben tamamlayayım eksik yerleri
Hayalimdeki gibi
Canımın istediği gibi…
Şimdi bir karar vereceğim
Ama bu
Hiçbir zaman
Doğru karar olmayacak
Biliyorum!
Bile bile yakıyorum kendimi
Dikiş izlerimi bir ben görüyorum
Bu hikayeyi artık ben yazıyorum
Hangi duvarda patlar camımız
Ve kaçıncı virajı alamayız sorma
Sorma attım onları uçurumdan
Sakın bana sorma
Sakinim
Sende ol
Acımayacak
Dönüyorum