İnsanın kafasında bir sürü şey dolanınca nereden başlayacağını bilemiyor. En son yazdığımda ağzıma ne gelecekse sıraladım. Kızgın (ama en çok kendime), şaşkın, pişman kelimelerin, nasıl bu denli çabuk ardı ardına geldiğine ben bile inanamadım. Hoş inanamadığım çok şey oluyor hayatta. Gündeme takılıyorum, kadınlara, erkeklere, şarkılara, ilişkilere…
Hani biriciği hunharca katledilen bir baba yerden yere vuruldu ya son günlerde! Kimi "Semra" teyzeye benzetti, kimi hadsizce "midemi bulandırıyor bu adam" bile dedi, kalemini sallayabileceği bir köşesi olduğu talihsizliğiyle! Ona içlendim mesela.
Kaçınız-kaçımız böyle bir felaketle karşılaştık ki? Uzaktan davulun sesi hoş geliyor vesselam. Aylardır o ana-babanın kapısını aşındırmadığı makam kalmadı, sonuç; elini kolunu sallaya sallaya dolanmaya devam eden, sıfatların eksik kaldığı biri-bişey. İnsan diyemiyorum.
Neymiş efendim; "evladını kaybeden bir baba nasıl para istermiş"!!!!!!!!
Dünyada olduğu gibi bu ülkede de her kapıyı para açıyorsa, uğradığı felaket karşısında güç isteyen, intikam yemini etmiş bir baba olamaz mı! Soysuzlarla uğraşmanın maalesef en büyük silahı; para! O para bizim bilmediğimiz kimleri satın aldı kim bilir. Süreyya Karabulut u hiç de hor görmüyor, ağlayan yüreğinden öpüyorum. Ben eminim ki o parayı alsaydı bağış falan yapmayacak, kızının katilini ele geçirmek için son kuruşuna kadar harcayacaktı. Dinsizin hakkından imansız gelir hesabı. Bre aklını unutmuşlar; sizin evladınızı parçalara ayıran, hangi delikte kimlerce saklandığı, kaçırıldığı belli olmayan bişeyi aylarca bulamasaydınız, kanınızın üstü örtülür gider korkusuyla uyuyamadığınız gecelerinizden sabaha biraz daha umutsuzlukla kalksaydınız görürdüm sizi! Yürüyün gidin, şaşırtmayın insanı!
KARIŞIĞIM…
Yok, konudan konuya atlayayım ben! Biraz daha kusayım içimi….
Obsesifim ya, yine bir iki şarkı defalarca dönüp duruyor fonda. Sözlerine fit oldum, güzelde söylemiş, diyor ki;
Öyle olmuyor, böyle de olmuyor
Sığmıyor bu benim meşrebime vesselam
Bu değil anamın ben diye büyüttüğü
Uymuyor adamlık hamuruma böyle intikam….
O meşrep, şaşkın dostluğunu üç kuruşa değişen, oldum diye ortalarda gezinen kifayetsizlere. Çok değil az zaman önce, gözlerim yeriden fırlıyordu her türlü kahpeliğe. Yahu ne fenaymış alışmakJ Şimdilerde bende bir rahatlık, bir kabullenme durumu. İnsanın hamuru durdukça belli oluyor. Meşrebim şaşırıyor ben gülüyorum. Bir arkadaşım geçen gün bir söz yazmış profiline, tüm durumları özetliyor; "SEN YETER Kİ DOĞRU DUR...EĞRİYİ ALLAHA BIRAK...O HALLEDER.."
Şaştı iyice bende endazesi kantarımın
Benliği neyle tartayım
Gidip sıyırayım ilk gördüğüm entariyi
Öldürene kadar aldatayım…
Behey behey beheyyyyJ Bu sözlere saygı duruşu lazım! Üstelik bu sözleri çok sevdiğim bir arkadaşım yazmış, google söyledi; Sermiyan Midyat. Beheyyyy Sermiyanım beheyyyyyyy!!!!
Etrafta kadın yok, adam yok diye salınıverirken hepimiz, sen deyiverip köşeden her zamanki gibi gülümsemene çekilmişsinJ Muhtemel yanlış yerlerde dolandığımızdan rastlaşamıyoruz hikayemizin esas kahramanlarıyla ve içimizde bir hınç, bir kabullenememe kaygan zeminlerde ayakta durmaya çalışıyoruz. "öldürene kadar aldatma" durumu bir avazda, bir ayazda, bir solukta vuku bulmak telaşında…
Seçmedim
Yaşadım verileni hayat diye
Dibe vurdum lanet olası
Şimdi arkamdan atıp duruyorlar
Karı gibi acı çekiyor diyorlar
Ben oluk oluk kan kaybında
Onlar adamlığı inkar zannediyorlar!!!
Dünyanın en güzel şehrinde acınla boğazı seyreylemek bile şans. Masal yok, kahraman yok, emek yok; acı yok! Acı yoksa inanç yok! Bütün ilişkiler -ten teması- karalığında. Birlikte uyumanın özelliği unutulacak kadar şip-şak heyecanlar. Kimsenin kimseyi tanımaya takati kalmamış, ağızda sakız olmuş "yok ki" yalanıJ
ALIŞTIM…
Karışmış yumak gibi daldan dala atlamamın sonu yok bu gece. Doğum günü planlarımı yazmayı sonraya bırakıp susayım. Biraz terasa çıkayım, gelen geçen vapurlara dalayım, zaten;