|
Ego’lar perde arkasına gizlenmiş, romantik olsun diye ilk içki kapaktan içilmiştir sokak ortasında... Kabul, bizde az oyuncu değiliz! Hayal, kahramanımızın yerine koymak istediğimizden, erkeğe tüm kapılarımızı açarız... Belki de, bir tek kez yaşanacak büyük aşkın kahramanı yaparız birden... İlk günleri anlatmama lüzum var mı? Güzeldir işte, etkili, muhteşem, iç gıcıklayıcı, tutkulu ve benzeri... Yazık ki, ayrılıklarda tanışılır hayal kahramanı sandığımız adamlarla ve aslında kadınlarla.. Yaşanan her ne varsa, itina ile kaybetmek yolunda atılan adımlar sıklaşır. Cinsiyetsiz bir yaklaşımdır aslında... Ama daha çok nedense, erkekler geri dönüşü imkansızlaştırır. Başlarda sessiz kalınan ayrılıklar, bir zaman sonra, arkadan konuşmalara bırakır yerini.. Ve hatta talihsiz karşılaşmalara... Zamanında denmişti ki bana “bir erkek ayrıldığında, aslında daha çok acı çeker. Ve bu acı ile yalnız kalmamak için sokaklara atar kendini. Başka kollara...” İnanmıştım... Çok da muhasebesinde değilim artık... ”Gel beni al” kolay söylenmiyor ego’suna hayret ettiklerim!!! Doğrudur, biz kadınlar ne kadar güçlü görünsek de, çok sevdiğimizde ve bir erkeği hayal kahramanı zannettiğimizde, bol sümüklü mesajlarımızla, daha bir kaldırıyoruz kaba etimizi. Gururumuzu kapının önüne bırakıp, masal kadında yaşamaya çalışıyoruz, ayrılıkları bile... Bizim masalımız güzel bitsin diye, gökten üç elma düşsün diye... Bir erkek neden küçümser, ayrıldığında sevdiği kadını... Bu, aynı zamanda kendini küçümsemesi değil midir? Madem -pis, kötü, kaka idi, ayrıldığınız- kör müydünüz? Nasıl yakıştırdınız yanınıza... ”Zaten onunla olmazdı”, “yanlış tanımışım”, “çok uğraştım, yola getiremedim”... Bunlar sizin laflarınızın en masum olanları... Daha kötüleri ile bu satırları kirletmek istemiyorum... Yılın son yazısı daha ağır olsun istemiyorum... Etrafımda, hayal kahramanları yüzünden, acı çektiğini gözlediğim bir düzineden fazla kadın var... Çetelesini tutmadıklarından ve yüzlerine vurmadıklarından, kendilerine yapılan haksızlıkları bir adama, üzülmeyi hak eden bir düzineden fazla kadın... Bir kadın, kendini kaybedecek raddeye kolay gelmiyor. Eh, belki erkek de... Etrafta ego’sunu şişirecek, tüylerini kabartacak lafları sallayan erkekler, gizli açıyorlar sevdikleri kadınlara telefonları... Kimseler duymasın ufaklığında... Gizli yapılan konuşmalarda, kendi saflarına çekemedikleri durumlar söz konusuysa, yani bükülemiyorsa kadının beli, karşılaşılan bir mekanda, ya da sokak ortasında, salyalarını bir başka kadına akıtarak intikam alınıyor... Ben kazandım naraları atılıyor... Yazık ki bizde bunu yiyoruz! Hem de afiyetle, hem de aptalca... Parmak atıp kusmak mümkünken, hazmetmeye çalışarak güç gösterisi yapıyoruz... Ve bunu yaptığımız için bir kez daha parçalanıyoruz... Midemizde dayanılmaz sancılarla salınırken, eş dost arasında, hayal kahramanımızı yitirmeye bir adım daha yaklaşıyoruz... Biz, birbirimize belki de yanlış akıllar veriyoruz...
|