Elbet sürpriz virajlar sadece benim için tasarlanmadı o halde niye panik!!!
Nanik güzelim naniik...J
Çocuk zamanlarımdaki gibi elimi dayarım burnuma ve en muhteşem gülüşümle salınırım ortalarda ve bir bilenin dediği üzere hayat devam eder –öyle yaaa-
Benimle hurisel oyunların oynandığı uzun bir zamanlanmanın hemen akabinde mecburiyetten –ama bittabiii gayet isteyerektenJ)- çevrilen numara tamda çalıyor sinyalini kulağıma verdiği anda gözüm, önümde henüz sayfaları karıştırılmamış gazeteye takıldı. Aman yarabbiiii!!! Ben bu yazıyı neden az önce yada az sonra görmedim? Yani neden kulağımda bu çalan telefon ve neden önümde bu ilan? Telefon hala çalıyor açılmadı ve ben birkaç sayfayı tek bir hamlede çeviriyor ve şu ilanla karşılaşıyorum; seni o kadar çok seviyorum ki serbest bırakıyorum... böyle bir fedakarlık nasıl bir aşk gerektirir farkında mısın?
YOK DEVENİN NALIII argo üslubumla ayağa fırladım ve o anda uzuuunca çalan telefon yanıtlandı! Sakin – sakiiin – sakiiiin – sakiiiiin çığlığımı duyurmadan bi çırpıda hayat memat meselelerine daldım.
Gelişi güzel verilmiş ticari bir baş sayfa ilanıyla şoklanıp, iç sayfalarda yazıtsal film fragmanıyla aydım. Hayat devam ediyor olsa da heyecanlarımız bizi hayattan koparmamak uğruna kovalıyordu ve bunu ancak böyle sihir addedeceğimiz anlarda kavrıyorduk. Öyle çok mühim bir konuşma gerçekleşmedi, sıradandı ama ne yalan söyleyeyim iyi geldi, güç verdi.
Aylardır beni peşimden kovalayan kelime –ki meraklansanız da açık vermeyeceği ehehee- bu gün tamda o anda yine bana göz kırpıyorsa bir anlamı vardı. Heyecanlarını kaybetmek üzere olan bir insan evladına Tanrı daha ne yapsın canımmm!
Arabayla bir yerden geçerken tam başımı kaldırdığımda bir bakkalın, önünde yalpaladığım bir tekel bayiinin, şehirler arası yolculuklarda –hoş geldiniz,güle güle- pankartlarının, kafamı hiç anlamsız arkayı çevirdiğimde son hızla yanımdan geçen minibüste yazan yazının hep aynı kelimeyi içermesi, bazan aklı kaçırıyorum galiba hissi veriyor yalan değil. Evet ama ben aklı korumak zorunda olanlardanım yani sorumluluklarım var! Eh kimin yokki...
Sonra bir sürü kötü şey oldu ama ben o gazla sinirimi bozabilecek her şeye o kötü şeyleri sinir edecek kadar gülümsedim. Kalbim yerinden fırlayabiliyorsa ben bu gazla ölmeyi değil yaşamayı seçerim...(ölmek kelimesi tamamen mecazi! Betimleme yaptım şekeriiiim)
Hadi kafaları tokuşturalım; hangimizin hayatı sorunsuz, kusursuz ve benzeri? Yok öyle bir şey! O zaman Amerikayı yeniden keşfetmeye lüzum yok değil mi....
-ben tamda bunları yazarken yine inanılmaz bir şey oldu; LAST KISS çalıyor fonda ve bu hiç normal bir durum değil inanın-
Nerde kaldık; Amerika dedim değil mi, evet o halde; bit pazarına nur yağmadı ama şöyle bir önünden geçip hayatı özet geçmeli;
Mürettebat değiştirmeden TAM YOL İLERİ, boyun eğmek yerine üstünde tepinmeli ve bir inat gülümsüyor olmalıyız hala. Hem insanın boyun eğeceği tek sevgilisi olmalı, durumu çarpıtıp amip gibi bölünmemeli, çoğalmamalı.
* bu yazıdan özet – panik yapmayın su yolunu bulur J