ana sayfa   .   hakkında   .   reklam   .   künye
30 Ekim,
Pazartesi 2006

 .magazin
 .müzik
 .onair
 .röportaj
 .mekan
 .medya kazanı
 .ajanda
 .medya arkası
 .haftanın güzeli
 .astro-burç
 
ozlem@magazinci.com
SÖZÜM MECLİSTEN DIŞARI
30 Ekim 2006 Pazartesi | 18:21
Bu yazı sorumluluğunu bilen, eğitim, kültüre önem veren, çocuğuna, hak ve özgürlüklerine sahip çıkan, güdülmeyi ret edenler için YAZILMAMIŞTIR. Bu yazı, ne yazık ki toplumun çoğunluğunu oluşturan ve bu niteliklere haiz olmayanlara atfedilmiştir…
 

ATATÜRK'E

 

Işıklar âleminden gelen bir nur

Aydınlattığında yurdumu,

Geldiği boyutun yüceliğinde

Bir gülümseme gibi ısıttı

İhanetin soğukluğunda

Üşümüş olan

O yorgun halkı…

 

Nurdan geldin yine nura döndün

Ama yine gel Atam

Bu kez ruhunun ışığında

Aydınlansın bu ürkütücü gece… (Özlem Süyev Zat/İstanbul-Ekim 2006)



Bir TV programında, oğlu uyuşturucu kurbanı olmuş bir anne "Eleştirmeyin. Bir gün sizin çocuğunuzun da başına gelebilir," diyor. Ne kadar da doğru söylüyor. Buraya kadar doğru ama ya sonrası… Anne fedakârlıklarını anlatmaya başlıyor: "Ben ona bakmak için günde 11 saat çalıştım."  Bu anneye, sormamak mümkün değil; "Peki sen 11 saat çalışırken bu çocuğa kim bakıyordu?"

 

Kim bir çocuğa annenin verebileceklerini verebilir? Annesi tarafından ilgisiz, sevgisiz bırakılmış, yanlış ellere teslim edilmiş bir çocuğu gelecekte ne gibi açmazlar bekler?

 

"Çocuklarınıza yağ, bal vereceğinize sevginizi verin," diyor Halil Cibran. Sadece çalışıp eve para getiren anne ve baba şefkatli bir sarılışı çocuğa çok görürse, o çocuğun ruhu doyar mı?... Aç kalan o ruh içindeki boşluğu neyle dolduracak,  onulmaz yalnızlığından nasıl kaçacak?... Tabii ki,  bulduğu en kolay yolla: UYUŞTURUCU…

 

Muayyen gün sebebi itibariyle ortaya çıkan ürünün sloganı, "Çocukta yaparım kariyerde!"  Evet, kariyer yaparsın ama o çocuk, yaptığın gibi durmaz yerinde.   Sen kariyer, para, pul peşinde koşarken o büyür farkına varılmaksızın. Sen kariyerinin doruklarındayken, bir de bakarsın ki o, yaşamın en diplerinde.  

 

 

Bazı programlarda eşlerini aldatan erkekler, kadınlar tarafından korumaya alınıyor. "Aman canım erkektir hepsi yapar" deniliyor. Eskiden ayıp sayılan her şey mazbut aile kadını tanımlaması şekli hududunda arz-ı endam eyleyen hatun kişilerce aşikâr eyleniyor.

 

7 yaş altı çocuklarına bile, Kurtlar Vadisi ve benzeri dizilerde, vahşet sahneleri izleten, bilgisayar oyunlarında adam parçalamasına normal gözüyle bakan ceddimin evlatları, haber bültenlerinde, okullarda olanları izlerken hayretler içinde "Ah, vah!"çekiyor…

 

 Anlaşılan o ki, şeytan ekmeğine yağ sürüp yerken biz toplumca kokuşmuş peynir gibi mayalanmaya devam ediyoruz. Analar işte, babalar oynaşta, çocuklar eğitim aldıkları kurumların içinde bile keşmekeşte… Oh ala (!)

 

Atalarımız eskiden sevmedikleri bir durum olduğunda , "Kâfir işi" derlerdi. Ben de sürekli olarak söylüyorum "Vallahi de billahi de bu kâfir işi"… Kefere almış bizi eline,  toplumun temeli aileyi çökertmek için çeşitli oyunlarla etrafımızda raks eyliyor. Aile ve eğitim sistemi çökertiliyor. Türk dili gün be gün daha fazla İngilizceye benzetiliyor. Gençler artık Türkçeyi İngilizce gibi konuşuyorlar. Aynı dili konuşmayanlar arasında sağlıklı iletişim kurulamayacağı için de, aile içi iletişim git gide kopuyor.

 

Atatürk,  çocuklara sistemli olarak unutturuluyor. Hatta gençler arasında alay ve şaka konusu haline getiriliyor.  Son zamanlarda, marşlar bile gençler tarafından coşkuyla söylenmiyor.  

 

Gençlerin çoğu yurt dışına gitme hayalleri kuruyor. Zaten başarılı ve akıllı olanlar üniversite sonrası "master" adı altıda yabancı üniversitelerce hemen kapılıyor.  Bu arada yapılan bir araştırmaya göre üniversite gençliğinin çoğunluğu, töre cinayetlerine "normal" gözüyle bakıyor. Bir başka araştırmaya göre ise,  Türk gençliği hızlı bir artışla psikopat eğilimler gösteriyor. On binlerce şehit verilen vatan topraklarının parsel parsel yabancılara satıldığından da, bunun ileride başımıza açacağı dertlerden de çoğu bi haber. Yıllar önce yaptığım bir röportajda, Zülfü Livaneli "Gençlerin üzerine ölü toprağı serpiliyor," demişti. Şimdi bakıyorum da serpilmekle kalmıyor kürek kürek atılıyor.

 

Türk istikbalinin evladı, unutma ki, bu vatanı ulu önder Atatürk sana emanet etti. Muhtaç olduğun kudretin damarlarındaki asil Türk kanı olduğunu da söyledi… Öyleyse neden o kanı zehirliyorsun?...  Neden, sömürgeci ulusların yaşamlarına, konuşmalarına öykünüyorsun.  Onlardan çağlar boyu kime hayır gelmiş ki sana gelsin. Onlar yalnızca üzerine yapıştıkları halkların kanını emmeyi bilirler.  İnanmıyorsan dön arkana iyi bak, tarih sana her şeyi tüm açıklığı ile anlatacaktır. Ve unutma ki, bir vatan sadece savaşta kaybedilmez. Halkının ahlakını, dilini, kültürünü yitirdiği bir vatan zaten çoktan kaybedilmiştir. Bunu fark etmiyor veya umursamıyorsan uyu Türk genci uyu…  Uyu yurdumun insanı iyi uyu, sadece para kazanmak ve cebini doldurmak için aç gözlerini gerisi seni ırgalamaz… Uyu.. uyu… uyu… 

 

Daha nice 29 Ekimleri kutlayabilmek umuduyla,
sevgiyle kalın…

 

 


Yazdır   |   Arkadaşına gönder

Google
 
Web magazinci.com
lôrien Network | elektronik yayıncılık sistemleri
  .ana sayfa  .hakkında  .reklam  .künye
  .kullanım şartları  .gizlilik prensipleri
  .iletişim
lôrien Network | elektronik yayıncılık sistemleri