Henüz onaltısında ama sevmeyi, sevebilmeyi yüreğine yüklemiş bile. Aşkla tanışmış henüz onaltısında…
Geride bıraktığımız yılın son aylarında yitirdiğimiz, yüzyılın en önemli " edebiyat adamı" Büyük Usta Attila İlhan'ı tanımış daha henüz onaltısındayken…
Sevmeyi, sevebilmeyi, adam gibi adam olmayı koymuş yaşamına namusluca... Bir de vatan sevdalısı olmayı…
Ve bu genç sevda, kalemle kağıdın ilişkisine bırakmış kendini… Dizilivermiş yan yana kelimeler… Eskişehir'in o çocuk sevdalı yüreğinden, dünyaya bir Attila İlhan aşkı olarak yayılmış…
İşte genç Başar Pazı'nın Attila İlhan için yazdığı şiir;
Attila İlhan'a
Seni aşk öğretti sanmıştım bana,
Oysa aşkı sen öğretmişsin bana.
O zaman anladım ki yanılmadım.
Sendin aşkı yaşamış, bilen tek şair.
Senin şiirlerinle tanıdım aşkı
Birilerine mecbur olmayı ve bunu haykırmayı,
Birileri için Sirkeci garında sabahlamayı
Ve herkese ayıplanmayı,
Sadece bunları mı?
Ben bu vatanı sevmeyi bile senden öğrendim.
Çünkü sen hep önce vatan ve namus derdin.
Şuurumun genç karanlığına aydınlık olurdun.
Öyle bir sevdin ki böyle bir sevmek görülmemişti.
Yağmurdan kaçar oldum.
Jilet yiyen kızlar arar oldum.
Kendimi sisler bulvarının ortasında buldum.
Kimi sevsem hep o oldu,
Mahur gerçekten simsiyah bir teselli oldu.
Lili Marlen türküsü dilimizden düşmez oldu.
Ve sonra an gelir, seni alır oldu
Hani marş söylemeden ölmek bize yakışmazdı
Sen gittin sisler bulvarı ağlar oldu
Sisler bulvarında ölmedin ona bozuldu
Emperyal oteli kapandı, haraboldu
Ve ben hiç böylesini görmedim
Kasketin, gözlüğün, sihirli kalemin ağlar oldu
Söyle hadi "aydınlık neyin oluyordu senin"?
Senin yerine ben ararım Belma Sebil'i
Bulunca söylerim onu sevdiğini
Biliyorum cehennemde değilsin
Zaten, batan o köhne şilepte ne işin var
Sen gittin yolcu Abbas
Yine başına belalar aramaya
Biz kalır mevlamızı buluruz
Anladık ki "biz sana hep mecburuz".